Kimlik Üzerine Kısa Bir Giriş
Kişilik beklenen davranış çizgisinden olası sapmaların neden oldukları dalgalanmaların etkisinde kalarak gelişir.
Kişilik ilgilerin, tutumların beliryeyici özelliği olsada ondan öte gizli yanlar barındırır. Duran ve değişime direnç göstermesi ise kişiliğin temek reflekslerindendir.
Yaşadığımız hayatta ki olası seçimlerimizi yapmış olduğumuz kimlik ve aitlik hisettiğimiz kimlik birbirinden farklı olduğunda kişiliklerimizde farklılaşma yönünde evrime uğrar.
Çoklu kişilik kanallarımız kendi bağımsız ekseninde oluşmaya başlayarak farklı kişilikler görünümüne bürünecektir. Bu noktadaki en önemli yapı taşı retorik felsefedir. Retorik sadece bir konuşma ve hitabet disiplini olmanın ötesinede, düşünme ve zihnini yeniden kullanılabilir veriler üretmesinin de aracıdır.
Düşüncelerin izdüşümleri diyebileceğimiz düşünce gölgelerinin o mistik etkisinde kişiliklerimizde bulanıklaşırlar. Gerçek hayatın bildik döngüsünde ise yardıma kimliklerimiz koşar. Kimliklerimiz kullandığımız maskelerimizdir, ve kullandıkça yıpranırlar. Birey kendi varlık zeminini kişiliğinin etkisinden çıkararak kimlik bağlamında tanımlamaya başlar böylece. Kimlik aitliği, zaaflarımızın, eksik yanlarımızın ortaklaştırılması ve mesrulaştırılması için gerekli araçları sağlayacağından kişiliklerimizden daha çok kimliklerimize ihtiyaç duyarız. Statülerimiz, mesleklerimiz, eğitimlerimiz, toplumlar hitlerimiz kişiliklerimizden daha önemli hale gelir. Ve bir bütün olarak mevcut toplumsal yapı apoletlerin fetişizmine zemin hazırlar.
Bireysel kişilik yapıları bilinmeden bireyleşen bizlerin en büyük sorunumuz artık; hiçleşme, zayıflık, güvensizlik ve kent sosyolojisinin omurgası olan yokluk duygusudur. Artık bildiklerimizin ve yeteneklerimizin bir önemi yoktur. Oysaki kişileşmiş birey bir bilinç ve özgürlük etkinliği orataya koyar. Bizler kişileşemediğimizden sürü davranışları göstererek hastalıklarımızı topluluk haline dönüştürerek meşrulaştırıyoruz. Kişileşmeden toplumsala ulaşamayacağımız gibi kendi kısır eksenimizdende kurtulamıyoruz.
Kimliğe Genel Bakış
Kimlik bir kimsenin insanlığına özel içeriğini veren ve onu sadece herhangi bir insan değil, belirli bir kişi yapan şeydir. Bir kişinin özel anlamı, tanımı veya farklılığıdır.(Thiebaut, 1997). Belirli insanlar özel olarak temel tanımlayıcı karakteristiklerimizi anlamayışımız kimlik bağlamı olarak gördüğü şeyle alakalıdır. (Nafiz Tok, 2003). Kimlik bağlamları belirli bir cemmatin kültürü tarafından oluşturulur ve üyeleri için özel anlamlar taşıyan ve bu yüzden onların iyiliği için önemli olan ortak kimliği ve paradigrayı tanımlar. Belirli bir cemaat aidiyetliği ortak kimlik ekseni üzeriden sürdürülebilir olduğundan bireyler, üyeleri oldukları cemaattin veya grubun ortak faydası için ortak kimliklerini bireysel tercihlerinin önünde taşırlar.
Ortak kimlik aidiyetlerimiz bireysel olarak bize, değer yargılarımızı ve tarihsel mitlerimizi adlandırır ve bizler için bir bilinç kuşağı oluşturur. Oluşturulan bu değer yargıları kümesi bizler için aynı zamanda bir koruma kalkanı yaratır, onları meşrulaştırır. Dolayısıyla birey olarak sağlayamayacağımız tüm bu güç kalkanını bir cemaat aidiyetliği üzerinden sağlarız.
Mevcut seçimlerimizi yapmış olduğumuz kimliğimizi, seçimi ve geliştirilmesi sürecinde kişi aidiyet bağlamındaki kimliği ile çelişebilir ve kendisi ile bağlantılı kurguladığı değer yargılarının, aidiyet hissettiği kimlik tarafından reddine tanıklık edebilir. Bu süreçte kişi kimlik dönüşümü evresinde geriye dönük olarak tanımlı kimlik bağlamı - gelecek ütopyasındaki kimliklerinin savaşına tanıklık edecektir. Kimlik ve kişilik ayrımının belirginleştiği bu dönüşüm sürecinde, kişilik ve kimlik örtüşmesi sonucu kişiliğin kimlik ile olan çatışmasında kişi yeni bir paradigma seçim sürecine girecek ve yeni paradigmasının sınırları ile tanışacaktır.
Bir kimse doğduğu kimlik bağlamı ile düşünür ve kendini tanımlamayı yeğler. Kişi kimlik eksenli bir aidiyet cemaate üyelik sürecinde, aynı zamanda o kimlik aidiyetinin oluşturduğu paradigma ile düşünecek ve verili seçimlilik kabiliyetini bu paradigma içinde sürdürecektir. Sürecin dinamikliği, spontone etkilerin ve yaşamsal dinamiklerin tetiklediği sorgulama ve yeniden yapılanma süreci ile birlikte kişi kimlik aidiyetinin sağlayamadığı veya gerekçelendirdiği kavramların sorgulanmasına başlayacaktır.
Genelde yaşadığımız ve bize verili olarak sunulan kimlik aidiyetini sorgulamadan kabul ederiz, fakat bu var olan değer yargılarını sorgulayamadığımız ve usavurmadığımız anlamına gelmeyecektir. Kişi seçim yaptığı kimlik içinde verili koşulları kabul eder, bunlardan bazılarını değiştiremez fakat o kimlik dinamikleriyle etkileşime girerek kendi öz kimlik bağlamını oluşturur. Bunlardan bazılarını aşındırır veya güçlendirir, bazılarını ise kabul edilmek zorundadır ve değiştirilemez.
11.12.2009
------------o-------------------