Bergson kavrayışımızın gerçeği anlamaya yetmeyeceğini savunurdu. Bizler yaşamı anlamaktan çok oluşturmak tarafıyla ilgileniriz. Bir şeyi biliyoruz diye var olmaz ve bilmediğimiz şey yok değildir. Anlama noktasında ki sezgisel tek kaynağımız hayatın kendisidir.
Gerçeği oluşturan olguların bütünselliğini görmeden sezgizel algılarımıza düşen gölgelerinden tanımladığımız gerçek, asıl gerçeğin kötü bir kopyası olmaktan öte bir şey değildir.
Sezgi bilgi kuramıyla anlamladırılabilen bir terimdir. Çünkü bilgi edinilmesinde ki kaynağımızdır sezgi. Sezgi-bilgi ikilemi insanı yaşamın içine çekip orada ki, denklemlerle yüzleştirir. Ve ancak buna yaparak bilgiyi gerçek hayatın verisine dönüştürebilir.
Aristo, kurduğu mantık felsefesinin “ve, veya, değil, ise” gibi kavranların üzerine oturttu. Bu yapının günümüz bilgisayar teknolojisinin kökeni olduğunu düşündüğümüzde sanırım şaşırabiliriz. Aslında yaşamımızın tüm o felsefesini günümüz uzmanlaşma kategorilerinden değerlendirilerek ulaşılan ozel sonuçlarıyla değerlendirmek, 21.yy’ın en çok gelişme kaydeden alanlarından biri olmuştur.
Ve 21.yy’ ın keşfi sayılmasada en çok üzerine düşünülen gelişmelerinden biri olan yapay-zeka kavramının bu basit “ve, veya, değil, ise” ile ilişkili olması bizi nedensellik ve basitliğin o diyalektik uyumuna götürüyor biraz. Basitliğin birliğini, ve olguların bütünselliğini anlamadan hiç bir bilgi kuramı tam değildir......
Görüşmek üzere.....